Kayıtlar

sahalara dönüş- ısınma turları 1 :))

selamın helllöööö
uzuun bi süreden sonra tekrar yazma isteğimin birden parıldaması ile kendimi burada buluverdim dostlar.
bu blog sadece ingiltere maceramı değil tüm duygularımı patlatıverdiğim bi platform, anladığınız üzere :)

bu akşam Hollanda'da yaşayan dostlarımızla uzun bir sohbet etme fırsatımız oldu. İngiltere maceramızdan -  dönme kararlarını bize aldıran ana sebeplerimizden bahsederken bir yandan da özlediğimizi fark ettik. oradaki kendimize ait minik 3 kişilik hayatımızı.

çünkü neden? insanlar yoruyor be ustam.

burayı dikkatli oku. sen de onlardan birisin!!!

kim kime neyin lafını soktu, neden tavır yaptı - ay o bana mı tavırlıydı - o surat neydi falan derken akrabalarla 3 dakika görüşmek yetiyor be. valla sıkıcısınız. onlardansınız sorry.

dün gece eşime beynimin kirlendiğini söyledim. sadece bir kaç saat gördüğüm karışık insan topluluğu beynimi kirletmeye yetmişti. arka planda sürekli seni düşünceye iten, keşke o anda şöyle deseydim diye seni pişmanlıklara sürükleyen bir…

kadınca, insanca....

Sürekli aklımda aynı cümle...“Bazen daha fazladır her şey...”
Bugün değişik bir yazı yazıyorum. Kendini kaybetme yazısı bu. Bir anne- bir kadın- bir eş - bir insan - bir evlat olurken bir burçin nasıl olunur unutma yazısı....Mila’yı uyuttuğum sallanan sandalyede sessizce yazıyorum ama içimden bağırarak konuşuyorum aslında. Kimse de duymuyor.Hep öyle olmaz mı zaten? Seslenişini her zaman gerçekten ama sahiden kim duyar? Kim yanıt verir de gerçekten tutar o an elini..Eskiden çok eskimemişken, evde ; babamın evinde bir şeye içten içe üzülürken ama dışıma hiç bir şeyi vuramadığım bir gece içimden Allah’a demiştim ki “şu an bir işaret gönder ne olursa, iyi hissedeceğim bir şey gönder lütfen”Yemin ediyorum 10 sn geçmeden annem kalktı uyuyamamış odama geldi, “ burçiiiin uyudun mu ben uyuyamadm da” dedi. Cevap vermeden bir kaç salise içinde Allahım annemi gönderdin bana iyi gelsin diye demiştim. Kötü geldiği de pek olmamıştır :) anne bu. Yaşım kaç olursa olsun saçımı okşayıp sevgi gösterdiği b…

hangisi evim karmaşası :)

24 haziranda çılgınlık yaptık yine ve her şeyimi İngiltere'de satarak yine yollara düştük- döndük ülkemize. gelir gelmez Tuzla sahile geldik ve her zaman gittiğimiz lahmacuncuya sürdük arabayı. içine salatayı döşeyip sarmışım- yanına ayran. ilk ısırığı aldığımda "sen gerizekalı mısın yaaa ne bok işin var uzaklarda" dedim eşim ona diyorum sandı :) yok kendimeydi ahahaha..
havasını suyunu alıştığım kilo kilo meyve sebze satan marketlerimi bile özlemişim. ah evimi ne özlemişim... bu yaz satarız diyorduk. hatta TR'ye dönmeye karar verdiğimizde bile TR'da evimizi satar yeşilliği bol bi Sapanca sitesine taşınırız diyorduk. evime girdimmmm ve dı dım dım dı dım tüm kararlar çöpe gitti :) babamlara sorarsan çok hızlı karar verip karar değiştiriyoruz. evet ama hepsi bi düşünceye bağlı.. o an mantıklı geliyorsa alıyoruz bi karar. dur bunun üstüne 1 yıl yatayım demiyoruz. hızlı düşün hızlı yaşa - gerisini siktir et bebeyiiimmm
neyse geldim baktım kocaman odalarım- gıcırdamay…

sana bilmediğin bir şey söyleyeyim mi?

Resim
Sana bilmediğin bir şey söyleyeyim mi?  Ben de hiçbir şey bilmiyorum. Ne kadar iyilik varsa hepimiz için, Hepsini dileyip gerisine direniyorum.... (Şebo sevenlere selaaaaaaaam)
Eveeet geldik son noktayı koyma zamanına.. -Bilmiyorsun neyi ne zaman neden yapacağını ve yaptığını. Tıııh noo asla bilmiyorsun. -Çok isteyerek yaptığın bir şeyden beklemediğin sonuçlar alacağını bilmiyorsun. Bu sonuçların hangilerini seveceğini hangilerinden nefret edeceğini nopeee blmiyorsun.. -Sana ne iyi gelir sen bliyor musun? Bahse varım bilmiyorsun. Bazen uzaklık bazen yakınlık. Bazen sıcak bi hava bazen kıçını donduran buz gibi bi nefes. Bazen zamanın akması bazen durması... bazen bazı insanlar iyi gelirken bazen uzak durmaları senden. Bunu zaman zaman bldiğini hissediyorsun ama çark bi değişiyor ki yine bilmiyorsun. -etrafına sen ne zaman iyilik saçabliyorsun bunun işte hiç farkında olmuuorsun. Gözümün nasıl döndüğünü ve etrafa ateş saçtığımı yüreğim bilir sen bilmiyorsun. -sanki büyülenmiş gibi aniden bi karar…

Dönenceee... TR'ye dönüyoruz!

dönenceeeee....
Evett bir önceki yazımı okuyup anlayanlar çoktan çözdü ki biz dönmeye karar verdik. bir çok sebepten üstümüze oturmadı- sebepleri önceki yazıdan okuyun tekrar yorulamam :))) buraya tıklayabilirsiniz okumak için.
şuan eşyaları satışa çıkardık- çoktan sattık bazılarını hatta.
TR'ye göndereceklerimiz var, satacaklarımız var, alt komşumuz Luke'a hediye edeceklerimiz var derken dağıtıyoruz yeri yurdu.
ev sahibiyle konuştuk. peşin vermiştik 6 aylık kirayı. mayıs sonunda çıkacağız dedik. bu sebeple oturmadığımız ayların kirasını geri alabiliyoruz hem; ta taaa. tam da kurlar yükselmişken ilaç :)
home office'e bildirdik; şirketimiz açık kalacak- zaten istediğimiz gibi kurduk PayPal ödemesini falan. bu da sorun olmayacak.
gelelim içsel meselelere. büyük bir karar verip geldik biz. kimsenin deneyemediği bir şeyi YAPTIK biz. denemekle kalmadık... ama burda eve tıkılıp ingilterede yaşıyorum demektense TR'de daha rahat- zengin bir hayat yaşayıp tüm dünyayı gezmeye de…

mutluluğu buldun mu barrrrrriiii? :)

Resim
expectation happiness in Manchester dedik. 
peki neredeyiz bir durum analizi yapalım...

insan yazdıkça görüyor fark ediyor düşüncelerini. lets do it okey.

* öncelikle mutluluk bulunduğun yerle alakalı değilmiş. dı dım dı dımmmm

evet aynen öyle.

tabiki pozitif etkisi çoooook fazla bulunduğun yerin - ortamın. pencereni açtığında giren o temiz havanın, duyduğun kuş seslerinin.
Ama huzuru içte bulma yolculuğu oldu bu aslında benim gibi huzursuz gezgin ruh için.
Bir süre sonra nerede olduğun anlamını yitiriyor. heyecanı yine başka bir ülkeye geziye gitmenin heyecanında buluyorsun. sürekli Monaco'ya gideliiim der halde buluyorum kendimi mesela. halbuki İngiltere'deyim hemen hiç bir yerini hakkıyla gezmedim.

Türkiye için de geçerliydi bu. bulunduğun toprağa hemen adapte olup, etrafında tur atmadan mutluluğu heyecanı uzaklarda aramak. başka bir açıklaması olamaz.

o yüzden diyorum ki mutluluk bulunduğun yerde değil. sık sık seyahat güzel bir ilaç olur bu bağlamda.

* mutluluk yaptığın i…

Gerçek bir kahramanın gücü kaslarının değil, kalbinin kuvvetiyle ölçülür. Aradığım böyle bir kalp. Tek istediğim bunun gibi bir şey.

Resim
Eski kitapları okuyordum. 
Efsaneleri ve destanları.
Achilles ve altınları,
Herkül ve yetenekleri.
Spiderman’in gücü 
Ve Batman’in yumrukları. “Ve açıkçası kendimi bu listede göremiyorum” diyor Coldplay. Süper kahramanlar listesi. Bize motivasyon vermek için hep böyle kahramanlar kullanırlar. Olağanüstü yeteneklere sahip insanlar. Bizi korkularımızdan kurtaran ve hayallerimize kavuşturan kişiler.  Öyle ya. Biz ya bir hayali yaşarız ya da bir korkuyu. Düşük not alma korkusu. Sınav korkusu. İşsizlik korkusu. Başarısızlık korkusu. Gelecek korkusu.  “Esas korktuğun şey senin içinde. Korkularını içine çek. Onlarla yüzleş.” – Batman Begins Peki ya hayallerimiz? Hayallerimiz ya hiç yoktur. Ya da bastırılmıştır. Hayallerimizin sesi kısıktır. Neredeyse bir fısıltıdır. Oysa hayatı gerçekten yaşamak için tek istemen gereken şey, hayallerinin fısıltısını duymak. Onu hayatının müziği haline getirmek. Tek istediğim bunun gibi bir şey. Hayatının her gününde, kulağına tuhaf bir şekilde fısıldayan o hayalinin hay…