Kayıtlar

Atom Odası nedir? radyoaktif ilaç nasıl bişi? tedavide son düzlük

herkese merhabaaa;2 ay önce öğrendiğim tiroid kanseri hastalığımın belki de son düzlüğündeğimdir. yani inşallah :)önce ameliyat sürecim;sonrasında iyileşme sürecim;şimdi ise radyoaktif iyot tedavisi görerek kalan kanserli hücreleri alt etmek amaçlı bir tedavi kendisi. ben de sizler gibi araştırmıştım saatlerce internette ama bu kadar iç rahatlatan bilgi bulamamıştım. ben size bu süreçte hep korkmadan savaşmanız gerektiğini gösteriyorum farkında mısınız :)- atom odası nedir? - atom odası nasıldır?- atom odasının diğer odalardan farkı nedir?- radyoaktif atom ilacı nasıl bir ilaçtır?- atom ilacı aldıktan sonra neler yapılamaz? ve bu süreç sonrası saatlik güncellemelerle nasıl hissettiğimi de sizinle paylaşıyor olacağım :)hem beni merak eden tüm dost ve akrabalarıma hem de başına bir gün bu illetin gelmesi çok olası olan sizlere kalbimi açmak beni inanılmaz rahatlattı bu süreçte.buyrunuzzzz:)



#kanseriöptüm

Resim
Merhaba sayın okurlarııııımmmm!
her bir yandan sizi besledim besledim doyurdum artık bitsin bu işkenceniz bence de :)

çok şükür bugün 25 gün oldu her şey yolunda gidiyor.
iyottan fakir diyet yapıyorum bir kaç gündür. süt ve süt ürünleri yok - yumurta yok - deniz mahsulleri yok- iyotlu tuz yok.. ve bunların içinde olduğu hiç bir şey yok haliyle.

fena gitmiyor - çünkü ben zaten meyve sebze ağırlıklı beslenen birisiyim. billur tuzun iyotsuz tuzunu da aldım. yemekler öyle tuzsuz yeniyormuş gibi gelmiyor o yüzden:)

biraz halsizlik ve uyku hali var çünkü malum tiroid alındığı için vücut hormon üretemiyor. iyot yoksunluğunda vücut hepten aç kalıyor bu hormonlara ve dıpdıs dıpdıs sabahlar olmasın moduna giriyorsun :)


20sinde hastaneye yatacağım ve nükleer atom tedavisi başlayacak. sonrası Allah Kerim.
bir de video çektim size. inşallah sesim de yerine gelir o zaman çok mutlu olacağım işte :)

desteğiniz için çok teşekkür ederim dostlarım - akrabalarım. kendinizi böyle günde çok güzel belli ett…

Kanserle mücadele - yıkılmadım ama ayakta da değilim :)

2 sabahtır uyandığımda hiç bir şey olmamış da her şey bi an rüyaymış gibi hissediyorum. Sadece bir kaç saniye-  başımı döndüremediğimi fark edene kadar. 
Her hastalık bir farkındalık. Korkmayın sıkıcı bir yazı olmayacak :) ancak ; hastalık imanı kuvvetlendiriyorElini kolunu boynunu meğer ne kadar seviyormuşsun farkına vardırıyorŞükrettiriyorYine şükrettiriyorVe şükrettiriyor.
Benim farkındalığım acınası ama tek cümlede çokça anlam içeriyor. “Ben kendimi hiç sevmemişim” Bunu hastaneden çıktıktan sonra kendime söylerken fark ettim.  Ateşlerin içine hep attım kendimi- hadi bakalım çık işin içinden dedim. Yansan da kül olsan da acı çeksen de çok yorulsan da yıpransan da hatta stresten un ufak olsan da sen bunun da üstesinden gelirsin dedim kendime.  Hata ettim. Sonra da dönüştüğüm şeyi sevmez oldum. (Son bir kaç yılımdan bahsediyorum.) hatalarımla kendimi kabullenmediğim için; hissettiklerimden bazen utandığım için; kendime bakmaz iyice değer vermez oldum. Ve çok güler yüzlü burç kendini bi döne…

Ameliyata 2 kala... kıçım yusuf yusuf....

Resim
herkese kucak dolusu sevgiler sayın okurlar.
adamı kanser de ettiniz beee diye şakalar yapar oldum ay çok iyi yaaa demek isterdim ama tabisi kanser bu- ne kadar iyi olabilir ki. kötünün iyisindeyiz :)

son durum ne?

enfeksiyonum sanırım geçmek üzeredir; antibiotik kullanmaya devam ediyorum bu hafta boyunca. cuma günü anestezi randevum var; kan tahlillerim alınacak ve tabi boğazım iyileştiyse eğer her şey süper.

ameliyat ne zaman?

16 aralık pazartesi günü saat 13:00'de kısmetse.

ne kadar sürecek?

4-5 saat süren büyük bir ameliyat olduğunu söyledi doktorum. çok ince ve hassasiyetle çalışılan bir ameliyat olacağından uzun sürüyor haliyle. olsun :) sonucu güzel olsun ordaki boklar temizlensin yeter :)

nerede olacak?

tabisi Anadolu sağlık merkezi Johns Hopkins'de. her yıl bi ameliyatım var orada çok şükür. uyanma odası müptelasıyım. en son diz ameliyatıma girerken sedasyon etkisiyle chanel çanta istemiştim memetten. ve doktorlara fener şampiyon olamaz bjk bi tane gibi söylemlerim ol…

başlık atamayacak kadar kötü haber.... kanser kapıyı çaldı

herkese pek merhabalar
sevgili sevgisiz okurlarım...
nerde bu kız ne zamandır yazmıyor diyeniniz yok çok şükür. ingiltereden döndük pabucumuz dama atıldı. o papuç size girsin artık ne diyim. sevgiler :)

kara haber kapıyı çaldı arkadaşlar.
her şey 12 kasımda başladı aslında. o sabah bir kaç günlük ses kısıklığımın üstüne boğazımda bir şişlik fark ettim. ve hemen Anadolu Sağlık Merkezi'nin yolunu tuttum.. gittiğimiz dahiliye doktoru Muzaffer Bey muayene sonrası acilen ultrason görüntülemesi istedi. görüntüler pek hayra alamet değildi ve ardından aynı gün biyopsi ile günü noktaladık..
tabi o sırada bokun renginde bir suratla ağlayıp duruyorum. neler oluyor başıma ne gelecek diye. en çok da kızım Mila'yı düşünüyorum kendi hayatımı asla..

doktor sonuçların ertesi günü çıkacağını söyleyerek 3 yallah ile bizi eve uğurladı.
o geceyi tahmin edersiniz bitmek bilmeyen dualar- kaygılar - ağlamalar gergin bir bekleyiş işte anlayamazsın sen.
ertesi gün sonucun çıktığını öğrendik ve hastanen…

sahalara dönüş- ısınma turları 1 :))

selamın helllöööö
uzuun bi süreden sonra tekrar yazma isteğimin birden parıldaması ile kendimi burada buluverdim dostlar.
bu blog sadece ingiltere maceramı değil tüm duygularımı patlatıverdiğim bi platform, anladığınız üzere :)

bu akşam Hollanda'da yaşayan dostlarımızla uzun bir sohbet etme fırsatımız oldu. İngiltere maceramızdan -  dönme kararlarını bize aldıran ana sebeplerimizden bahsederken bir yandan da özlediğimizi fark ettik. oradaki kendimize ait minik 3 kişilik hayatımızı.

çünkü neden? insanlar yoruyor be ustam.

burayı dikkatli oku. sen de onlardan birisin!!!

kim kime neyin lafını soktu, neden tavır yaptı - ay o bana mı tavırlıydı - o surat neydi falan derken akrabalarla 3 dakika görüşmek yetiyor be. valla sıkıcısınız. onlardansınız sorry.

dün gece eşime beynimin kirlendiğini söyledim. sadece bir kaç saat gördüğüm karışık insan topluluğu beynimi kirletmeye yetmişti. arka planda sürekli seni düşünceye iten, keşke o anda şöyle deseydim diye seni pişmanlıklara sürükleyen bir…

kadınca, insanca....

Sürekli aklımda aynı cümle...“Bazen daha fazladır her şey...”
Bugün değişik bir yazı yazıyorum. Kendini kaybetme yazısı bu. Bir anne- bir kadın- bir eş - bir insan - bir evlat olurken bir burçin nasıl olunur unutma yazısı....Mila’yı uyuttuğum sallanan sandalyede sessizce yazıyorum ama içimden bağırarak konuşuyorum aslında. Kimse de duymuyor.Hep öyle olmaz mı zaten? Seslenişini her zaman gerçekten ama sahiden kim duyar? Kim yanıt verir de gerçekten tutar o an elini..Eskiden çok eskimemişken, evde ; babamın evinde bir şeye içten içe üzülürken ama dışıma hiç bir şeyi vuramadığım bir gece içimden Allah’a demiştim ki “şu an bir işaret gönder ne olursa, iyi hissedeceğim bir şey gönder lütfen”Yemin ediyorum 10 sn geçmeden annem kalktı uyuyamamış odama geldi, “ burçiiiin uyudun mu ben uyuyamadm da” dedi. Cevap vermeden bir kaç salise içinde Allahım annemi gönderdin bana iyi gelsin diye demiştim. Kötü geldiği de pek olmamıştır :) anne bu. Yaşım kaç olursa olsun saçımı okşayıp sevgi gösterdiği b…